Ana səhifə Siyasət Karabağ Azerbaycandır!

Karabağ Azerbaycandır!

112
0

 

Konumuz öyle can yakıcı konu ki, öncelikle böyle başlamak istiyorum, savaşı, ocaklarımıza köz gibi getirip sobamızı değil canımızı yaktılar. Bir çoğumuzu esir, bir çoğumuzu öksüz, bir çoğumuzu evsiz, yurdsuz-yuvasız bıraktılar. Şimdi hakkımızın geri alınma aşamasındayız. Azerbaycan asırlarca belalardan kurtulamadı. Kurtulmasına fırsat verilmedi. Şimdi milattan öncedenmi konuşalım ya sonradanmı, hangi halimizi anlatayım? Bir yandan “İran” Hayi”Yan”larının işgali, bir yandan Azerbaycanı işgal eden”hay”ların işgali, aslında rusun onların eli ile yaptığı işgaller yüz yıllardır devam ediyor, rus Azerbaycanı işgal etdikten sonra, soysuz erməni-haylarını Azerbaycana taşıyaraktan bir vatan kondurdu “Ermenistan” adlı…Göçeri kavim , şimdi Azerbaycanın kadim topraklarına tecavüzle sokulmakta. Rus şovnizminin yaptığı ve yaptırdığı soykırımlardan konuşmakla duruma ışık tutmuş olucağız, “hay”lara yaptırmış olduğu ama daim eli sırtında güç olmuş, üç yüz altmış altıncı alay “on birinci kızıl ordu”tüm soykırımların kahramanı. Kuba, Berde, Şamahı, İrəvan, Kazak – “Bağanıs Ayrım”,  İğdır, Zengezur, Taşaltı ve Hocalı soykırımlarını birlikte gerçekleştirmişlerdi. Tüm soykırımların sujet hattı aynı. Kuba mazarlıklarında diri gömülmüş başı çivilenmiş insanların faciavi dramı, Hocalı soykırımı ile eşit. İrevanda soykırım olunmuş çocukların diri-diri borulara kaynak edilerek ateşe verilmesi, türk halklarını ayaklandırması lazım.

Azerbaycan toprağına göçürülen ermeni-hayları Derbent kala kapısının anahtarını rusa gizlinden iletmiştir, demek ki, bu gün değil onların beraberliği. Tarihin şu sayfalarını açmakta maksadım şu. Rus, Kafkasyada kendi güçünü yaratmakta ısrarlı hatta güçü yeterse yarın Azerbaycanı silmek hırsında. İran ise bir taraftan Azerbaycanın içinde tolerantlığı kullanarak dini okullar yaratarak kendine kul-köle yetiştiriyor, diğer taraftan örgütlendirip para ile satın alıyor, onların dini okullarını bitirenler görevlendiriliyor, karşılığında her ay hesapına para yatırılıyor.. Söyledik ya dini okullar, o, okullarda Azerbaycanın yıkılması için binlerce “Asker”İmam “Mehdi” Askerine dönüşmüştür şimdi. O kadar dengeleri bozulmuş ki, İranın yaptığı tüm kötülükleri kafaları alamıyor. Bu ne kadar saçma sapan gözükse de öldürücü silah gücünü kendinde aks ediyor. Ve hemen “asker”ler  İran hayiyanlarına mum yakıyorlar.

Rusun asıl maksadı Karabağı ermeni-haylarına kondurduğu “Ermenistana” birleştirip, Azerbaycanın geride kalmış topraklarının da bir kısmını İrana birleştirmek ve üçüncü tarafı da kapatarak kendine ait etmekle kapsamaktır, onların pilanında Azerbaycan bu yılın sonlarına tamamen yok olmalıydı. Bununla da Türkiyəni ortada boğarak mahv edeceklerdi. Aslında Azerbaycan Türkiye için stratejik bir mevzi. Ayrı türlü Türkiyeyi mahv etmek mumkünsüz. Azerbaycan Türk ölkelerinin temelinden yok edilmeyinceye kadar Türkiyeyi yerle bir etmek kolay lokma değildir.  Onların kafasında tekce Türkiye değil tabi ki, tüm Türk devletlerini böylece kendilerine tabe etmektir.

Bu üçlük fırsat yakaladıkca tüm dönemlerde olduğu gibi kardeşi kardeşe düşürerekten zafer kazandıkları taktiyine el atıyor oldular. Defalarca Kazakistanı Azerbaycanın üstüne kışkırtmak amaçlı yazılar yazdılar ermeni-hay gazeteleri, Türkiye aleyhine sürekli videolar hazırlayıb yayınladılar. Makalelerin birinde Kazakistan tarafdan Azerbaycan Balıkçılarına açılan atıştan söz edilyordu, arada kalleşlik o hadde yetişti ki, ermeni-hay gazeteleri delilsiz hazırladıkları makaleleri sürəkli yayınlanmağa başladılar. Ayrı bir  Makalede Kazakistan Cumhur başkanının adından ermeni-hay gazetelerinde yayınlanmış bir cümle: “Kazakistanla Ermenistan ortak dile sahipler.” Ne biliyim Kazakistan “Ermenistan” ın bağımsızlık gününü kutladı falan.” Azerbaycan taraf  bu habere anında cevap verdi ve buna Kazakistan taraf sessiz kaldı, ayni haber Kazakistan gazetelerinin birinde de yayınlandı. Tabi ki, haber öz doğruluğunu da bulmuş değildir. İki ve üçüncü işgalçi sağdan soldan hamle ediyor ve durmuyor hep bir soykırımın peşinde koşturar dururlar. Ayni  makaleler bizim aramızda son dönemler ciddi hasar açmış oldu açıkcası. Gönül isterdi ki, bu savaşta Özbekistan, Kirkizistan, Kazakistan taraflardan olsun. Malesef anladık ki, henüz rusun altından tam kendilerini kurtaramamışlar. Kardeş ülke- halklarının bu otuz yıllık soykırımdan haberleri yok bile. Halkı bu tür haberlerden dışta tutmuşlar. Rusun yaratdığı çatlak işe ciddi anlamda yararlı olmuştur. Aslında rus poltikası “Turan” –nın kurulmasından büyük endişede. Efendim neymiş bu ülkeler bir –birini sahiplenirse, Rusiyanın ve elece de Yunanistanın, İran-yanlarının, ermeni-yanlarının sonu gelmiş olucaktır. Bununla da Türk halkları statejik, kültür sosiyolojik yönden güçe dönüşecek asırlarla çaba gösterdikleri proje sona ericek. Onun için her türlü yayılan haberlere inanarak yüz çevirmemeliyiz. Eğer ki, kardeşimiz yalnış yapma gibi bir sonu olmayan şeyle bile kalkışmış olsa da, yene de biz ona kucak açmalıyız. konunun gökünü aydınlığa çıkarmalıyız. Azerbaycan o kadar soykırımlara maruz kalmıştır ki, o kadar çox insanlarımız faciavi katl olunmuştur ki, omuz büyüklüyünde kalmış. Belke biz de türk lojası yaratmış olsaydık ve ermeni-hay lobbizmi gibi ayni yere hizmet vermiş olsaydık. İnsanlarımız ne bu kadar ülkelere bölünmüş olurdu, ne de kardeşi kardeşe düşürmek için tarih kitaplarımız, belgelerimiz ortadan kayb olurdu…

Azerbaycan hangi çetelerle baş etmeli

İçeriye sızdırılmışların sosiyal şebekede yaptığı şeyleri size açıklamak isterim. Birisi kendini “Turan”cı gibi gösteriyor, o birisi din “şia”-cı. Biri o birine küfr ediyor, o da Osmanlıyı rezil edicek video -fotolar yayınlıyor. Bunu eden kimlerdir? Nereye ipli bu iki yüz-yüze savaşan adamlar kim? Evet! İkisi de aynı yerden iş başına yerleştirilmiş aynı çete. Rusiyaya ve İrana bağlı agenturalar. Bunlar halkın içinden halkı parçalamak amaçlı işlerin peşindeler. Biz ne ediceğiz. Bu aşamada İranın üzerinden Karabağa binlerce yerleştirilen PKK-nın, ermeni-haylarının, rus agenturasının ve askerlerinin boğazını birlikte üzeceğiz. Rusun kondurduğu “Ermenistan”a ve eli daim sırtında güç olan rusun hazırlık görmesine fırsat vermek tarihin en yalnış sayfalarından biri olarak kendimize zararlı olucaktır. Türkiye ile Azerbaycan stratejik ve ekenomik imzalarına dayanarak bir –birlerini korumak, birlikdelik kararı almalılar.

Gelin birlikte fikir tartışalım, Karabağın gedişi ile Azerbaycan yok olmaya yakın bir nasiple yüz-yüze kalırsa, Azerbaycanın yanında hangi ülkeler olmalı? İlk olarak Türkiye, Türk halkları, sonra iş birliği yaptışı güç devletler. Azerbaycan çok ciddi bir ülke, tüm kültürlerin ilk yaşam temsilcisi. Tarih kitapları ve bir- birini izleyen ardıcıllık çizgisinde buna ulaşa bilinir bes kadar örnekler vardır.

Aslında Azerbaycan bin dokuz yüz on sekizli yıllarında da ayni kaderi paylaşıyordu, Nuri Paşanın mehmetciklerle Baküye girişi bu pilanı bozdu. İngilisin, Rusun, Ermeni-hayiyanlarının, İran -yanlarının hayelleri suya düşüb yok oldu. O zaman dedelerinin yapdıklarını şimdi de torunları yapıyorlar, İran üzerinden “Ermenistana” silahlar geçiriliyor. Konuyu sonuncu olaylar üzerine çekelim son Tovuz saldırısında başlatılan ve Stratejik imza ile sonlanan iki kardeş ülkenin alkışlara layık addımı, bir başa o, torunların canlarını yakmış oldu. İster aşikar, isterse de gizlinden iki kardeşin arasına tohum sepmekle meşkuller. Eğer Türk dövletinin aleyhine bir yazı ile karşılaşırsaq hemen düşünmeliyiz bunu oluşturun, Azerbaycanda yaşayan ve kafası rusa, ermeni-yaniye, İran- yanlarına çalışan örgütlerin işidir. Ve ya Azerbaycanda pasaportunu değişerek gizlinden yaşayan ermeni-hay daşnak çetesidir. Aksi mümkün olamaz!

Soyuna, genetiğine sahip çıkan halk biliyor ki, Azerbaycan annedir, beşiktir, tüm Türklerin ilk Vatanıdır. Sahip çıkıcaksaq hepimiz omuz-omuza savaşarak sahiplenmeliyiz ve eminim sahipleneceğiz de.. Zaten şimdiye kadar öyle yapmış dedelerimiz, Çanakkale savaşında kardeşini yalnız  bırakmayan on binlerce şehidimiz, on sekizli yıllarında Nuri Paşanın kendini Azerbaycana yetiştirmiş kahraman duruşu bunun kanıtı zaten…

Otuz yıla yaklaşık bir dönemde asır düşmüş insanlarımızdan çok zaman konu üzerine gelib eleştirilme yapılmadı.  Onlar neler yaşadılar, şimdi napyorlar, ölmuşler ve ya bin türlü işkencelerle öldürülmüşlermi acaba? Bir kadını kadroya almışlardı. Kendi geçmişini hatırlayamaz olmuştu…Alman araştırmacısı “Yerevan”da türklerin üzerinde tabii tıbbı -ekspertiza aparıldığını söylüyordu. Ve türk halklarının o asırlardan habersiz olduğunu teessüf notları ile kınamıştı. Bu sıradan bir araştırma değildir, kendini bilen insanlar için her gün, her saat, her dakka ölmek demektir.

Halkın bir direniş onuru vardır, şimdi halk ayakta. Otuz yıla yaklaşık seslerini içlerine atmışlardı. Şimdi her kes tek-tek savaşa katılım isteğinde bulunmuş,  Karabağ için bir beklentisi, haykırtısı, intikamı, yaşamı, yankısı vardır .. En son on iki Temuzda Tovuz saldırısı zamanı binlerce genç sokağa çıktı.

“Ermenistan” Azerbaycanla sınırdaki Tovuz iline saldırarak Türkiye ve Azerbaycanın bölgeden geçen ortak enerji ve ulaştırma projelerini hedef almayı amaçlamışlardı. Çatışmalarda şehitler veren Azerbaycan ordusu, “Ermenistan” ordusuna geçit vermedi. Ağır silahlar kullanarak Azerbaycan ordusunun kontrolündeki stratejik yükseklikleri ele geçirme pilani yaptı hayin terörist Ermenistan ordusu, başarılı olamayınca bu kez sivilleri hadefe aldı.Tovuzun Dondar Kuşçu ve Vahitli köylerinde top mermisi isabet eden çok sayıda ev hasar gördü, Ağdam köyünde yetmiş altı yaşlarında bir sivil yaşamını kayb etdi. Haylar neden böyle bir addım atmıştır sorusuna tek cevabımız vardır. Bakü-Tiflis-Kars demir yolu hattı, Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı ve TANAPın doğal gaz boru hattı, Tovuzdan geçiyor. Ve Azerbaycanı Gürcüstan üzerinden Türkiyeye ulaştıran tek kara yol bu rotada yer alıyor. Söyledik ya Azerbaycan şehitler verdi. General Polat Haşimov halkı mum gibi eritdi, hepimizin canımız öyle bir alevlendi ki, onu hiç bir şey ifade edemez.. O gece Sumqayıt, Bakı halkı şehidi ile onur duydu, alkışlarla karşıladı şehidini, göz yaşı döktü, fotosunu tablo yaptırıb dünyayı gezdirdiler, süarlar seslendirildi “ Şehitler ölmez, vatan bölünmez!”söylediler. Polatlarımız, Ferid, Mübarizlerimiz ölmedi, haykırdı halkımız. Şimdi hesap günü.

Bu gün Karabağın durumu çözülmekte zorlanıyor ya da birileri zorlamağa çalışıyor, emin olun yakın günlerde biz bu zaferi birlikte kutlayacağız. Halk öz toprağını geri istiyor, dilinde, sözünde degil emelinde, tavırlarında, göz yaşında, sabrında sabırsızlığında her kes savaş içinde. Atatürk nasıl söylemiş. “Tükler çalışkandır, Türkler zekidir.” O kelimeler boşuna söylenmemiştir. O zekiliği şimdi yerinde ve zamanında kullanmak gerekir.  Bu uzun yıllarda düşman, toprakları işgal altında tutduğuna rağmen haftaya bir askerimizi şehit edip bağrımızı deldiler ateşkes süresinde dört binden fazla şehit vermişiz.

Devlet adamlarının, iç poltikası, dış poltikası yıprandı. Halk Cumhur başkanı İlham Aliyevin kesinlikle verecegi kararı iple çekti. Sosial sitelerde gençler Karabağın azadlık emrini talep etmekle, ebedi topraklarının temizliği için adım atacağı ve kararının arkasında kesin duracağını sabrsızlıkla bekliyorlardı, artık sivillerimizin katl edilmesi, her gün şehit vermek halkı yaşayamaz hale getirmişti. Azerbaycanda son Tovuz saldırısından sonra kadınlı erkekli üç milyondan fazla savaşa hazır gençler toplandı. Yalnızca onlar değildir, şairler, yazarlar, doktorlar, gaziler, hakimler, mimarlar, ustalar, alimler sanatçılar, gazeteciler, idmancılar muraciatda bulunarak kendi isteği ile vatanı işgalden azat etmeğe hazır olduklarını açıkladılar, yalnızca Azerbaycanda değil dünyanın her yerinde ayaklandılar. Fransada insanlarımız yeniden ermeni-hay saldırısına maruz kaldılar, aylarla biketler düzenleyib Karabağın azadlığı için, bayrak dalgalandırdılar. Türkiyede Kadim Meydanlardan olan Beyazıt Meydanında, daha sonra Halkalı Haydar Aliyev okulu tarafından düzenlenen haykırış dünyaya örnek verdi. Bununla İran-yanları kendilerini sahneye atıp “Ermenistan”ın yanında olduğunu açıkladılar sanki değilmişler gibi.

Güney Azerbaycan halkı ayaklandı

F

Rus, İran- haylarının eli ile Güney Azerbaycanın işgalini gerçekleştirdiği için, tüm zamanlarda sımsıkı elinden yapışarak bir daha da elini bırakamadı . Onlar iki ülke, elli milyon Azerbaycan türkünün ayaklanmasından dolayı endişedeler.

Halkımız sülh yolu, polimika ile topraklarının azadlığı gerçekleşeceğine inanmamaya karar verdiler. Sosyal şebekelerde haykanuşlar kendi pilanlarını çekinmeden yazıyor, Azerbaycan halkının canını yakmaya devam ediyorlardı. Sitelerinde yazıyorlardı yaklaşık kısa dönemde Gence ve Kazak olan eski topraklarımıza da sahip çıxacazğız, bu onların yeniden işgale hazırlaştıklarını gösteryordu. O tür yazılar, askerlerin şehit düşmesi, sivillerin can kaybı ve uzanan zaman kaybı Azerbaycan halkında canlanma yaratdı. Bu oyanıştan dolayı şimdi her zamangi gibi Azerbaycanın dörd bir yanı sarıldı. Şimdi hay –çetesi sınıra çok sayda muzdlu asker toplamakta. Onlar düşünyorlardı ki, Karabağ bunlarındır artık bu səfər sırada Gence, Kazak, Mingecevir gibi büyük şehirler uğruna savaş başlatılmalılar. Bu yüzden sınırlara muzdlu askeri yürüdülmekte devam ediyordu.

Savaştan sevinen bir halk gördünüzmü hiç? Halkın üzünde bir sevinc oluştu ki, tarihde böyle bir durum yaşanmamıştır. En son umudumuz bu aşamada gerçek yerini bulmalı. Ehtiyatda olan  as- subaylar geri çağrıldı savaş alanına girdik, çünki, saldırılar çokaldı, Azerbaycan halkının taamülü kalmadı. İlham Aliyev şimdi böyle halkın hakk destanını yazıyor ve halk onun arkasında ölünceye kadar durucak.. Şimdi “Ermenistana” ait PUA-lar vurulmakta. Halkı ve onun rifahını sağlamak devlet başkanının üzerine düşen en güzel görevdir. Biz hepimiz inanyoruz Karabağda  bin dokuz yüz doksan, doksan ikinci  yıllarında ve bu uzun imzalı yıllar döneminde şehit olmuş insanlarımızın hakkı geri alınacaktır. Bundan sonra Subaylarımızın, komutanlarımızın zabitalarımızın şehit düşmesine müsade edilmemesi şart ve çokta önemli olmuştur. Vatan da, toplum da, cumhuriyet de halkla oluşur. Halksız daş duvara hakim olunucak değildir elbet. Onun için buna yetişmiş zaman deyelim. Bu işi başkanla birlikte halk yapıyor, konuşan ve düşünen, düşüncesini kayb etmeyen insanlarımız ruhtan eminlik hiss ediyorlar ki, zafer bizi bekliyor. Ben de bu kelimemin altını çiziyorum. Azerbaycan halkı kendine ait olan ebedi ve azeli topraklarını taşnak- süytun terörist ermeni-haylarına bırakmayacaktır! Zaman ve mekan halkın karşısında aciz durumda. Son dönemler derd anlatan psixolojik alana girdik. Bizi o duruma soktular. Şimdi ise dikelmek, dirçelmek günü. “Ermenistan”nın vahşiliyi Kafkaz için tehlike nedeni, insanların hüzursuzluk menbesi, her an saldırı sebebi, şimdi yalnızca Karabağın işgalden azadlığı söz konusu, İrelide İrevan kendi halkına geri verilmeli. Biz bir kadının esir halini heç hayel ettikmi? Azerbaycan Duşman önünü alacaq kadar acizmi? Rustan korkan halk, doksanıncı yıllarda eli silahsız yalın halde mermi önüne çıkarmıydı? Çıkmazdı tabi, bu gün de korkmuyor, bağımsızlığını kazanan halk şimdi de, dede topraklarına özel olarak can veriyor. Bu halk ilk devlet kuran, inşa eden, üretim üreten, İmperatorluk oluşturan halk değilmi? Azerbaycan halkı iyi bilir ki, bu erazilerin hepsini rus işgal etmiş başkalarını ödüllendirmiş sonra kendi güçünü hediye etdiği ödüllerin üzerinde kurmuş ve kapsamıştır.

Şimdi halk rus okullarının Azerbaycanda yayınlanmasına karşı çıktı. Hakim daire ise bunun tam aksi rus okullarının ülkede büyümesine dair kararlar almakta devam ediyor. Yaklaşık günlerde Rusiyaya üç yüze yaklaşık okulların çalışması hesabatı sunuldu. Bir taraftan Rusiya “Ermenistanı” kondardığı hepimize malum, diğer yandan tüm Azerbaycanda yapılmış soykrımların mimarı, gizli uçaklarla “Ermenistana”  silah yollaması delil. Azerbaycan ülkesinde işgalçilerin ve tarih boyunca sırt olmuş rusiya okulları kesinlikle redd edilmeli, olucaqsa belli kesemede ola bilir. Bu Azerbaycanda kendi çetesini kurmuş “Beşinci kolon” un devamlı adımı. Halk kendi kaderinden rahatsız olmakta haklı. “Beşinci kolon nedir?” Halkın içinde gizlin görevli çok sayda çete –Provokatörler, teröristler, diversantlar… O çeteler devletin tüm alanlarına sızar ve dağılmasına sebep olur. Bu kullanım ilk bin dokuz yüz otuz altıncı yıllarında İspaniyada kullanılmış bir ifade. İkinci kere ikinci dünya savaşında kullanılmıştır, şimdi aynı ifade bizim ülkemizde rusun yaratdığı hakikat. Saysız çete hizmet veriyor. Bir kısmı din, bir kısmı dil, bir kısmı milli azınlık ve bir kısmı mühacir adı altındalar. O savaş alanına girmiş çetelerin içinde gazeticiler, site muhabiri, tv programcıları yöneten çok sayda vatandaşlar kendi çıkarlaının peşinde başları ipliklerde. Onların başına işleri ile ilgili bir sorun geldiğinde dış ülkelerden koruma altına alınıyor. Böyle bir durumda çetelerin kollarına kelepçe bağlamaktan başka işimiz kalmıyor. Rusun içe girişi normal hal sırasına dahil olamaz. Biz nasıl bir insanlarız tarihin kara sayfalarını böyle çabuk unuta bilyoruz.Kendimize bu sualı vermekte haklıyım. Acaba bunlar karışıklar ola bilirmi? Uzun yıllardır bizim soyumuzu taşıyarak saklanmış karışıklar mesela annesi ermeni-hayı olanlar. Bu ihtimal da yüzde doksan beş doğru çıka bilir. Böyle bir tehliklerle oturub kendini savunma mevzisi sergilememek aptallık olur. Düşmanın boynunu zamanında kırmak gerekir.

Karabağın işgali için tüm zamanlarda haç hemreyliği yapan ülkeler, bu kadar soykırımlara rağmen yene “Ermenistan”ın yanındalar. Bu hal on sekizli yıllarında da aynıydı. Şimdi ATET-in mins grupu denen o işe yaramaz grup iyirmi yeddi yıldır “hay” terör çetesinin yanında yeralıyor. Paşinyan benim toprağımda oturmuş bir de kalkışıp şart koşulluyor!. Karabağın işgalden bağımsızlığına kovuşturulması savaştan geçer. Karabağda şehit olmuş asır alınmış insanlarımızın hakkı yedirtilemez.  Cumhur başkanı İlham Aliyev her seferinde kendini mühafiza durumuna endirmekle duşmanlara genellikle fırsat veremez. Bu ise halkın iradesini yenmek demektir. Şimdi Paşinyan o kadar umutlu ve özgür ki, rusla birlikte işgal etdikleri topraklarda yaşayan terörist grupa yaşam sunulmasını  onların rahatılığını hukukunun korunmasını sağlanmasını talep ediyor, sen kimsin de benim toprağımda beyenat hazırlıyorsun. Tabi Cumhur başkanı İlham Aliyev bu durumu olumsuz karşıladı, halk buna dayanamazdı. Onların kendi kafalarına göre yaptıkları yedi taleb kendilerine ait, Azerbaycana asla ve asla ait olamazdı. O kuşullanan şartlar işgalde tutulan topraklardan verilemezdi. Ne de kondurulmuş “Ermenistan” hökümeti böyle bir yapıya sahip değildir. Şimdi tek isteğimiz Cumhur başkanının halkı düşünmesi. Bu halka dış devletlerin kararı gerek değildir, halka halkın duruşu, zaferi, hakkı önemli. Tovuz saldırısında tüm köy, şehir, yabancı ülkelerde yaşayan insanların hepsi biz ordumuzun Cumhur başkanımızın yanındayız gibi şüarlarla ayaklandığı gibi iki bin on altıncı yılındakı nisan savaşında bu kadar hünerli teperli cesurlar papak altından kalkınmamıştı. Biz, hep şehit olduk, otuz yıla yaklaşık bu dönemde her gün yad ellerde esirlarimizin kaderi bizi her gün esir, her gün şehit etti. Biz neden bu kadar acizlik örneği olmalıyız ki?

Günler geçtikce yeni bir haber yayınlanıyordu. Her seferinde halkın iradesine, özgülüğüne tecaviz olunuyordu. Şimdi bir umut işığı yakılmış, bu ışık Karabağ Güneşine dönüşmeli.. Bir derdimiz var Karabağ ve hüzurlu yaşam. “Her şey vatan için” İyirmi yedi eylül, gece saetlerinde yeniden sabaha yaklaşık Ermenistan silahlı kuvvetleri, ateşkesi ihlal ederek cephe hattında Terter rayon Kapanlı, Ağdam rayon Çıraklı ve Ortakerbent, Füzuli rayonunun Alhanlı ve Şükürbeyli, Cebrayıl rayonunun Çocukmercanlı köylerini ağır silahlarla nüve başlıklı füzelerle atışa tuttu, sivil insanlar arasında can kaybı yaşatdı.

Uluslararası hukukun açık ihlalı olan ve sivil kayıplara yol açan Ermeni-hayiyan terörist saldırılarının bir an önce sona ermesini istiyoruz. Azerbaycan Cumhur başkanı halkını korumak ve toprak bütünlüğünü berpa etmek amaçlı yola çıktı.

Şimdi Azerbaycan kendi Vatanını korurken işgalci komşuların kafaları karıştı. Rusiya resmileri her iki tarafın masa arkasına oturmaları duyurusunu yaptılar. Rusiyanın bu tür adımı Azerbaycan halkının yaşam duruşmasına zıddır. İşgalcı Rusiyanın aşikar olaraq Azerbaycan halkını ortada tehlike ile yüz-yüze bırakma şansı yok artık! Biz, bin sekiz yüz iyirmi sekiz, bin dokuz yüz on sekizli yıllarda yaşamıyoruz. Şimdi bu halkın önünde sen susucaksın, seninle dayanışlı halk yüzleşiyor. Yaptığın ve yaptırdığın soykırımların izi henüz itmedi ey işgalçi rus, sen masaya çağıramazsın, yene de çağırdı. Bizim taraf da oturdu insani ateşkes imzalandı. Halkımız yıkıldı. Kimse bu ateşkesin olmasını istemiyordu. Ermeni-hayları bir kaç dakka geçmeden ateşkesi ihlal etdi. Halkımız mutluluğuna kovuştu. Bu insani ateşkes üç sefer aynı durumu yaşadı, biz insan olamayan bir zümre ile savaştayız, vatan savaşında. Halk sonuncu insanına kadar mahv olursa bile Karabağdan asla ve asla vaz geçmiycektir.

Azerbaycanda onurverici hal yaşanıyor. İnsanlarımız sevinçlerinden gözyaşlarını saklayamaz oldular. İyirmi yeddi yıldır vatan hasreti ile alevlenip kovrulan insanlarımız yeni güne yeni umutla başlıyorlar. Bu savaş toy-düğün gibi insanların yaşama sebebine dönüştü. Şehid annesi cebheden gelen şehit oğlunu böyle karşılıyor şimdi:

“Vatanın ekmeği sana helal olsun oğlum. Seni annen karşılıyor, canın bu vatana helal olsun, Sana ömrüm helal olsun!”Diger bir anne oğlunu mezara kendisi omuzlarında götürüyor. Ağlamıyor, vatan için ayakta duruyor, o, uykusuz gecelerinize kurban olayım anne. Ne gözel manzara. İnsanlarımız haps ömründen hüzura doğru adımlıyor. Bir halkın böyle acısını destanlar, romanlar anılar alamaz, yazılırsa anlatılamaz..

İnsanlarımız askerlerimizi takip ediyor, onlarla birlikte ayakları karipsemiş topraklara sabırsızlanıyor, nöbet tutuyorlar.Cebheye yakın anneler səbət tutyor, bir zat kendileri götürür savaş alanına. Səbətdə nə vardır onu bilemeyiz artık, onu anneler bilir. Aylar önce Tovuz saldırısında üç milyondan fazla gönüllü orduya hizmetde bulunmuş insanlarımız, şimdi savaşa atlandıklarında bayram ediyorlar, vatan, geliyoruz söyleyip var güçleri ile ormanlara, dağlara ses veriyorlar. Bu nasıl bir hiss ya Rabbim? Ben bile göz yaşlarımı tutamaz olmuşum.

Savaşın iyisi yoktur, bizim hakkımız ise şükrandır, haktır. Halkımız yeni ömür kazanıcak. Şimdi insanlarımızın elleri duada bir an önce Karabağa kovuşmak dileğinde. Biz, tarihler boyunca sivil halka kurşun sıkmadık. Ermeni-hay teröristleri her fırsatda sivillerimizi katl etti, soykırımlara maruz koydular. Çocuklarımıza kurşun sıktılar. Hocalı soykırımında anne karnında çoçuklarımızı süngülediler. Diri-diri yaktılar. Beşeriyetin en ağır katl nevidir bu soykırım olayları. Şimdi bu saldırıda da bir aileden beş kişinin faciavi ölümünü gerçekleştirdi. Genceye, Bərdəyə, Tertere, Goranboya defalarca saldırıldı insanlar uyuduğu yerde soykırım edildi, savaş başladığı günden bu güne yüzden fazla sivil insan yaşamını itirdi. Her gün sivil vatandaşlarımız füzelerle vuruldu. O füzeler ki, nüve başlıklı bomba içinde bombalar her füzenin içinde yetmiş iki füze vardır ve onun kullanılması yasak ve ağır suçtur.Onlar bu saldırıya devam etdikce  sihada Azerbaycan ordusu da irelliyor ve sona kadar hakkını almağa kararlıdır.

BMT-nin Tehlikesizlik birliği Karabağdakı durumla bağlı masaya oturudukları zaman ancak Ermenistana nota vere bilirler: Azerbaycan toprağını işgalden azad et! Azerbaycan topraklarını hemen özgürlüğüne kovuştur!” Biz Azerbaycan halkı olarak, bu masanın otuz yıla yaklaşık heç birişe yaramadığını kanıtlıyoruz. Bizim canımız çıktı her seferinde şehit verince. Bunu hangi deftere yazalım, ben kendi toprağımda katl olunurum, buna dünya kör oluyor.  Onların oturacağı masayı uzun yılların karı, yağmuru, rüzgarı çürütmüş.  Odur ki, sihamız mübarək. Bizim dünümüz bu gündür. Vatan için her kes gönül vermiş. KARABAG.

Bu savaşın en güzel yanı, kalem sahipleri, doktorlar, hakimlerin ön sıralarda yer alması. Bir devletin yazarları kalemleri ile dövüşer sonuç bulmayınca hepsi kalemini bırakır silaha sarılır, otuz yıla yaklaşık bu dönemde kalem konuştu dış devletler görmezden geldiler. Şimdi Azerbaycan halkının konuşan dilleri silaha sarılmıştır. Silah dili ile dertlerini dünyaya anlatıcaklar ve anlatıyorlar. Sözün tamama erdiği yerde ancak bunu yaparlar. Onlar, muhteşem halkının, muhteşem tarihini kanlarına karıştırarak anlatıcaklar. Tabi içimizde şehit olan yazarlar da muhakkak olucaktır ama o yazarların sabrı bundan sonra da bir otuz yıla yetişemez. Odur ki, halkın konuşan dilleri kendi destanını yazmak için kendi topraklarında savaşa katıldı. Ben o kiymeli üst üzey insanlarımızdan bir kaçının adını burda yazmağı kendime şeref bilyorum. Yazarımız ve doktorumuz Galib Şefahet, şair, oyuncu Oğuz Alparslan, şair ve harbiçi Emin Piri, şair Akşin Evren, şair, fotografcı Nofel Ümid ve doğma ve yakınlarımız cebheye yollanmışlar. Kiymetli oyuncu ve şairimiz Alparslanın kendi sayfasında paylaşım etdiği bu notları paylaşıyorum:

Bu gün o gündür! Zafer şerbetini tatmağa geden yolun ilk adımını atıyorum. Kaderimizde zafer de var, şehadet de. Tanrı kaderimizde ne varsa, onu nasip eylesin! Evlatlarımla harbi komissarlığın önünde, sizlerle ise bu posta vasıtası ile sağollaşıyorum, hakkınızı helal edin ve beni unutmayın!. Her şey vatan için, görüşürüz.Vatan taşı olmayandan, vatandaş olamaz! Hepinizi bağrıma sıkıb ve Allaha emanet ediyorum. Sayğıyla: Oğuz Alparslan.

 

Emin Piri yazıyor:

Ağdamda hizmet etdik… Tağım komandiri gibi yeniden hizmete gediyorum, böyle şerefli anlar her zaman kaderimize yazılmıyor, çok şükürler olsun ki, nasibim oldu. Tanrının iziyle Azerbaycan halkını sevindiririz. Hepinizi öpüyor, kalbime sıkıyorum. Ele Ağdamda, tağım komandirin dilinden  yazdığım şiirle de sizinle sağollaşıyorum.

Sağ kalan varmı

Asker sinesi arıyor

isinmeğe

fevral şahtasından

üşüyen gülle.

 

her asker tabutu

bir beyaz gelinlikle göçer…

asker değil,

seven kızın arzularını

götürüp geder

her atılan gülle.

 

soba yanında

gece yarısı bir kız

mektup yazar sengere.

annesinin yarıuykulu

“kızım yatmamısan?”

sualine diksinip

“üşüyorum, anne

odun atıyorum sobaya”…

 

daha

geceleri oyak kalmağa

soba yanında

mektub yazmağa,

yalandan üşümeye

sobaya odun atmağa

ehtiyac yoktur…

tağım komandirinin

sengerden kıvrıla-kıvrıla

boğuk sesi gelir:

kimse sağdırmı?!

Annemi babamı Baküde defn etdik. Kendi yaşamımın çoku gitmiş, yüreyimde gövr eyleyen bir yaram vardı- Zengilansız, Karaderesiz ölmek heç istemiyordum, qaliba gökte Allah, yerde Azerbaycan askeri bu yarama malhem sürücek! Yaşa Azerbaycan askeri. Deyesen bu gece düşmanın belini kıra bildik.

Gözle Zengilan, genc yola saldığın qoca Azadı gözle! Evimizin altında yastı dağdağan dururmusun, dağdağanda yuva diken ala karga  hala ordamısın? Bahçemizin çeperinin dibinde gezişen karıncalar, siz nasıl yerinizdemisiniz? Kapımızın önündeki şah dut, selamatmısın? Gelirik ha, gelirik! Anne babam yok, ama onların yerine torunlarım var! Şimdiden yazdım ki, gelince birden tanımazsınız, evet, saçlarım beyazlaşmış, dişlerim dökülmüş,  ama aynı adamım. Gelirik gözleyin!. Azad Karadereli.

 

Akşin Evren de savaşa yollandı:

Öyle gitmek istiyordu ki, sanki telesiyordu. Kendi gözleriyle görmek, tasvir etmek, hayelini kurduğu davalı sahneleri gerçekten yaşamak isiyor,  savaşı, korkunu, korkusuzluğu… ama söylüyordu ki, yaşamak, yaşlanmak güzeldir! Sağ git salim gel, Allah sana ve tüm dövüşçülerimize yardım etsin, yolunuzu bekiyoruz. Şair Esmira Mehikızı.

 

Senin sülh istemeğin, “Savaşa yok” demeğin komşudakı şehit annesine teselli değilse, mecburen susmalısın.

Bu gün bizim sülhle bağlı tek çıkış yolumuz ermeni tarafını sülhe mecbur etmektir. Savaş istemiyorum, tüm savaşlara tüm varlığımla nefret ediyorum, ancak bu gün benim ve ülkemin tek yolu dövüşmektir. Ne kadar toprağım işgaldedir, benim yazarlığım da, şairliğim de yarımdır.

Meğlub halkın şairi, yazarı olmaktansa, fakir dakmasından çıkan şehit olmak şereflidir.

Hiç bir pafossuz, tam soyukkanlı şekilde dövüşmeğe ve ölmeğe hazırım. Koy sülh şiirlerini işgalden azad olunan topraklarda doğulanlar, bütöv Azerbaycanda büyüyenler yazsınlar. Yazar, şair Celil Cavanşir.

Tüm savaşa katılan yazar arkadaşlar aynı konuda paylaşım etmişlerdi.  Azerbaycanın böyle igitleri var. Tüm dünya Azerbaycan halkının zulmünün, yaşadığı ağrılarının, vatan sevgisinin önünde aciz, duruşsuz.. Bu kiymetli söz adamlarını Allaha emanet ediyorum. Ve Karabağın işgalden azad gününü birlikte kutluyalım duasına ellerim açık. Bu adlarını çektiğim yazarlar ruh dostlarımız… Bu kutsal yolda ancak andımız zafer olur!

Vatan için yola çıkan yalnızca ülke yazarları oyuncuları, doktorları, hakimleri, sanatçıları değil, sporcularımızı da unutmayalım. Karışık dünya dövüş nevi üzre dünya çempiyonu Tefik Musayev de cebheye yollanmış: O, on sekiz defa ödül kazanmış, üç defa kayb etmiştir. Adlarını çekmediğim sporcu igitlerimiz çoktur. Her kes izdihamla cebheye yollanıyor, azad olmuş arazilere toplanıyor. Köyünün adını duyan insanlarımız kalbinin alevini gözlerinden akıtıyor… Bu bir halkın yıllarla yaşlandığı ağrılardan kurtuluşudur.

 

Savaş düşergesinde bizim şehitlerimiz var biz karabağ dediğimizde canımızı unuturuz. Neden bilyormusunuz. Orda o kadar kanlarımız akıtılmış ki…

Kelbecer işgal olunduğunda Azerbaycanca  iyi konuşan helekopterler şehre enmiş, bizimkiler öyle anlamışlar ki, resmi Bakı yollamış, kız-gelinleri bindirmişler, üç helekopter tam dolu vaziyetde “Ermenistana” uçmuş. Onda Azerbaycan kişisi diz cöktürülmüş, onda insanlık kahbecesine yıkılmış, onda o gün heç bir şeyi geri getiremeyen Azerbaycan halkı alevlenip kül olmuş. Biz yıllarla böyle viran olmuş ömür taşıdık içimizde. Hep sivil halk yok edildi. Hep… savunmasız kadınlarımız tecavüzler yaşadı, onlara çoçuk doğurtuldu.Yalnızca Ağdam yedi binden fazla şehit verdi, beş bin Hocalıdan iki yüze yaklaşık aile kaldı, hepsi soykırıma uğratılıp ve esir alındı. Azerbaycan tüm toprakları kan ağladı, Yaşlılarımız dertten kahr olarak öldü. Orda doğmuş çocuklarımız yaşlandı, her yıl ağrı büyütdü sırtında, betninde, yüreğinde, insanlığında, alnında, anlamında, duykularında insanlarımız.

Alçaltılmış kadınların tükrüğü

 

Hocalı soykrimina

 

Sinemde mezar taşları,

Yıldan yıla büyüyor…

Kan taşlanır…

Tarihlenir…(Yaddaşlanır)

Yad taşlanır

Kendimize çarpıyor taşımız!

Tazelenir yıldan yıla hafızamız.

Taşımız, baş taşımız!

Bu ağrılar levhalarda yeşilleniyor…

Bitiyor ülke-ülke.

Salkım-salkım meyve veriyor sanki her yıl,

Yollara kanlı leçekler seriliyor,

Bayrak-bayrak!

Kışın yüzü dönüyor tarihin bu gününde,

Altı yüz on üç masumun ölümünde.

Baş-baş doğranıp atılanların,

Korkunc facıaları,

Köprüde yazılmış diye,

köprüyü de savurdular göğe.

Kanlı duvarlar yıkılmasaydı,

Hala mıhlanarak, diri-diri soyulmuş

çocukların feryatları kalmış olucaktı duvarlarda,

Düzde, derede, dağda,

Haçaturun şarap içtiği bağda.

Bu izler ki, taşların altında kaldı,

senelerdir bağırıyor…

Sesine ses veren yok.

Diri diri yakılmış kahramana

Ağaç öyle sarılmış ki, sonuna kadar yansın.

Gözü çivilenmiş şehit,

Karabağa verdi gözünü…

Dəlik deşik yüzünü, kendini…

Memesi kesilmiş kadının da,

Memesi çürümüş artık toprağın altında.

Esir kadınlar zorlanıyor,

piç doğurtuluyor,

Çoğalıyor Haçaturların zürrüyeti.

Geleceğe kurşun atıp,

Geçmişin bağrını delmek için.

Taşlanır hafızam her yıl!

Şehitlerin doğranmış ruhları,

Haykırıyor mezarlarda,

İmzalarda…

Milyardlarca tükürük düşüyor yüzüme;

Alçaltılmış kadınların tükürüğü…

 

Müəllif: Gülnare İsrafil.

Tercüman: Ali Kemal Maboçoğlu.

 

Bir şeyi anlamıyorum ya, biz kendi vatanımız için savaşıyoruz, ermeni- daşnak süytun- hay çetesi ne uğruna geberiyor? Her zaman rusa kuyruk olan yalakalar Azerbaycan sivillerinden ne istiyor? Yeni şehir, yeni toprak, yeni savaş. Soykırımlarla sahiplenmek istediği Karabağdan def olma zamanı çoktan, BMT-katnameleri kağıt üzerine kayd edildiği günün sabahısı gerçekliğini bulmalıydı. Bu gün halkın önünde katnameler, masalar boş, halk yavrularının ölümüne seyrici kalamaz. Şimdi savaş ve zafer günü üç renkli kan gölüne bulaşmış kutsal bayrağımız Karabağın tüm ilçelerinde, köylerinde, evlerinin önünde ucalacaktır. Vur komutanım, vur Ali baş Komutanım. Vur Azerbaycanın igid Askeri. Sen, sivil halkın yeniden soykırımlarına müsade edemezsin. Kutsal yolun kutlu mübarek olsun!

 

Askerlerimiz kururlandıklarından “Bu çemenlerde gezir, Vakıfın şuh güzeli, ruhunu  bizden Alır Natavanın kazeli” okuyor sevgilerini Karabağa  ve Han kızına iletyorlar. Böyle mohteşem savaş hiç ne okudum, ne görüm, ne de yaşadım şimdiye kadar.

Bizim sovyet döneminde de dağlara, ormanlara çekilen igit dedelerimiz uzun yıllar çar rusiyasına savaş açmıştı, bazi kendi lafına kendi gücü yetmeyenler siz rusa baş eğdiniz lafları ile bizi aşağılamağa çalışıyorlardı. Hayır, biz rusa kolay ömrümüzü kaptırmadık kahraman dedelerimiz mal-varlıklarını ortaya koydu, savaş için harçladı. Uzun yıllar savaştılar. Ben, günün mevzisinden uzaklaşsam da tarihin hangi sayfasını çeviri veriyorsam o sayfadan kan akuyor, efendim. Bizim yazar, sanatcı, Karabağa can almaya ve can vermeye vatanı yeşillendirmeğe gitmişlerse, bu insanlık tarihinin kutsallığıdır demek, dünya devletlerine bir mesaj yolluyor… Halk mesajı, hakk mesajı.

Gülnare İsrafil.